Hacı abi ile telefonda konuştuk bu akşam eski arkadaşlarımdan birisi bizi yemeğe davet etti “Engin arkadaşlar ile orada olacağız sende bir şey yeme beni Fatih’te (kadınlar pazarı) semtinden al beraber gidelim” diye anlaştık (hacı abi genellikle İstanbul – FATİH ilçesinde kadınlar pazarı semtine uğrar orada memleketinden eski arkadaş ve dost çevresiyle görüşür hasbihal ederdi)

Akşam olduğunda iş çıkışı onu oradan aldım ve davet edildiğimiz eve vardık ev sahibi hacı abinin çok eski bir arkadaşı ve sofi dostu idi bizi çok güzel karşıladı misafir olduğumuz bütün bina kendisine ait olup her bir katında kızı oğlu ve yakın aile eşrafı ile beraber yaşıyordu. Bizim için ayrılan (ayırdığı) kata çıkardı diğer gelen arkadaşlar ile beraber birleştik sohbet ettik.

Sonra ev sahibi “buyurun yemeğe” dedi binada başka bir üst kata çıktık sofralar kurulmuş her şey hazırlanmıştı anladık ki ev sahibi hacı abiye büyük bir sevgi ve muhabbet duyuyordu eski dost ve arkadaş olmaları ve uzun seneler sonra tekrar görüşmeleri ev sahibini çok mutlu etmişti hacı abi ve dostları da memnun olsunlar diye herşeyi yapmış (yapıyordu).

Yemek başladı hacı abi ile karşı karşıya oturmuştuk hem o hemde ben çok acıkmıştık bana tembih ettiği için ayıp olur diye yemek yememiştik.

Hacı abi çorbadan bir kaç kaşık aldı yüzü değişti ve bir an durdu sonra kimse fark etmesin diye devam ediyormuş gibi yaptı (çorbayı zaten çok yemezdi hatta bazen ben hacı abi bir çorba içsek açlığımızı bastırır” dediğimde çorba hastalarındır oğlum biz hasta mıyız niye çorba içelim gidip insan gibi et yada etli yemek yiyelim” der gülüşürdük ama bu başka bir şeydi)

Bu olay benim gözüme takıldı ve hayr olsun inşallah deyip çaktırmadan hacı abiyi izlemeye başladım yemeklere kaşık çatal batırıyor ama yemiyordu yiyormuş gibi yapıyor çatalı kaşığı ağzına boş götürüyordu.

Kimse rahatsız olmasın ve anlamasınlar diye böylelikle diğer arkadaşlar hacı abinin de yediğini düşünerek yemeklerine devam ediyorlardı bu yaptığı hacı abinin ahlakı değildi o öyle yapınca çok acıkmış olmama rağmen vardır bir bildiği deyip bende onun gibi yapmaya onu taklit etmeye başladım yiyormuş gibi yapıp ama yemedim.

Sonuç olarak sofra çok güzel yemekler ile dolu mükellef bir sofra olduğu halde biz yiyemiyorduk ve karnımız çok açtı 🙂

Yemek sonrası ev sahibi “haydi aşağı kata inelim namaz ve hatmemizi orada yapalım” dedi indik ki seccadeler serilmiş binanın o katı namaz için mescit gibi olmuştu namaz ve hatme bittikten sonra ev sahibi “haydi aşağı kata inelim çayımız orada hazırdır” dedi hakikaten aşağı kata indik semaverler ile çaylar yapılmış bizi bekliyordu çaylar dolduruldu herkes hacı abiye bakmaya başladı sohbet için tüm alt yapı hazırdı.

Neticede bu davet ve ikramlar hacı abi şerefine yapılmış sofiler bir araya gelmiş onun tatlı Sâdat sohbetini dinlemek ve dost meclisinde bir gece geçirmek için bir araya gelmiştik ve bunun özlemini çeken ev sahibimiz her şeyi fazlası ve layığı ile yapmıştı.

Hacı abi çaydan da bir iki yudum içiyormuş gibi yaptı sonra oturduğu yerde yaslanıp uyuklamaya başladı. (benim O zamana kadar tanıdığım Hacı İdris böyle yapmaz kesinlikle yapmazdı sofileri kırmaz incitmez ikram geri çevirmezdi…hele hele sohbetten hiç kaçmazdı bilakis)

Sofiler ile muhabbet ve Sâdat sohbeti onun nefesi, ruhu, hayatıydı halbuki gördüklerim ve şahit olduklarım beni de hayrete düşürmüş hayr olsun diyerek sonunu merak ediyordum.

Hacı abi uyuklamaya devam etti Hacı abinin bu durumunu gören diğer arkadaşlar yemek ağır geldi her halde hacı abinin şekeri yükseldi diye düşündüler bir müddet aramızda sohbet ettik ama hacı abi uyuklarken (hatta küçük küçük horlamalarda oldu) hiç olmuyordu maddi olarak her şey mükemmeldi lakin ortamın maneviyatı ve ambiyans çok ağırdı ve bu tamamıyla Hacı İdris’ten kaynaklanıyordu.

Zaman zaman ev sahibimiz “yat hacı abi dinlen biz buradayız” diye teklif yaptıysa da hacı abi yok yok dedi ve ne yattı ne de gözlerini açtı. Bir müddet böyle devam etti sonra hacı abi ev sahibine

“kurban hakkını helal et ben artık çok yaşlandım ahlakım da çok değişti böyle uyukluyorum işte meclisi de bozuyorum” dedi devam ederek,

“sen bize müsaade etsen de biz gitsek çok ta uykum geldi” deyince ev sahibi “olur mu hacı İdris sana bu binada yer yapmışım bu gece yerin burada hazırdır bir katı sana ayırdım” dediyse de hacı abi “yok yok biz Engin de kalıyoruz oraya gideceğiz” dedi ev sahibi ısrar edince onu yakınına çekti ve “hacı benim huyum da bozuldu yattığım yeri arıyorum Engin’in oraya alıştım şimdi burada kalsam yerimi yadırgar sabaha kadar uyuyamam sen beni azat et hepimiz rahat edelim çok ta uğraştın bizim için kusurumuza bakma ne olur” dedi. Ev sahibimiz de Mecburen baktı ki olacak gibi değil peki dedi vedalaştık helalleştik ve biz kalktık.

Evden ayrılıp sokağa çıkınca hacı abi öyle bir ooh çekti içi boşaldı baktım gözleri açıldı kendine geldi…. Sokağın köşesini dönünce kendisini durdurdum ve “hacı abi bu neydi ne oldu” bir şey yok demeye kalmadı onu kolundan tuttum

“bak ammo bu yukarıda ki evde bu gece her ne olduysa bana söylemez isen seni burada bırakır kaçarım” dedim

“yaa biz arkadaşız sen niye beni burada bırakıyorsun arkadaşlar böyle yapmaz” dediyse de

”bende o zaman arkadaşlar birbirinden bir şey gizlemesin” dedim sözümü  ispat içinde uykun var mı? dedim cam gibi gözlerle baktı “yoktur” dedi “karnın aç mı?” dedim “hee ya çok açım” “çay içesin var mı?” dedim “bir demlik” dedi “mübarek bir lokma yemedin bir bardak çay içmedin uykudan ölüyordun ev sahibi de canıyla malıyla sevgi ve saygı ile hizmet etti ne oldu da böyle oldu lütfen Allah için söyle baktı ki her şeyin farkındayım artık kaçar yeri kalmamıştı teslimiyetle

Durdu oğlum;

“Yemeklerde zehir vardı” deyince ”nasıl yani herkes yedi bizde tatlarına baktık…”

“yok yok öyle değil manevi olarak söylüyorum zahiri değil ev sahibinde de problem yok lakin mutfakta bize bu yemekleri yapan kadınlarda sıkıntı vardı bize yemekleri yapanlar ev sahibinin korkusundan yaptılar ve yaparken bize çok kahır getirdiler .

Gönül ile güzellik ile yapmadılar korku ve kahır ile yaptılar.

(belki başka bir programları vardı biz gelince ev sahibinin babalarının korkusu ile bir şey demediler ona ama yemekleri kahır ile bela ile söylenerek yapmışlar) zehir dediğim odur onun için yemedim bize yaramaz zarar verir o anlamda zehirdir dedim…Yoksa baksana ev sahibi her şey yaptırmış neler neler yapmış yazık ona da bütün bunları nasıl söyleyeyim arkadaşıma” hımmm tamam dedim

Sonra ona döndüm Şimdi söyle bakalım Hacı abi açmısın?”  “evet oğlum çabuk bizi bir yere götür karnımızı doyuralım”  “ balık yermisin” ? dedim  “ evet ama ne olsa yeriz kurban” dedi.Hemen tozkoparanda balıkçı arkadaşlara telefon ettim “gelin abi hazırlıyoruz” dediler.

Gittik ki o bölgenin vekili ve arkadaşlar bir Masada oturuyorlar bizi görünce çok keyifleri geldi yemek sonrası çaylar geldi kahveler gitti sohbet sohbeti açtı gece 03:30 da ayrıldık evde de sabaha kadar sohbetimiz devam etti

Kahır ile söylenerek yapılan yemek (iş) Zakir’e zehirdir oğlum.

Kalbi, Sohbeti, Muhabbeti zehirler öldürür aman dikkat oğlum.

Engin’den

18 Yorum

Yorum Yapın