Halo Nureddin : Muhammed RAŞİD (sultan) Hz.’nin ve Gavs Abdulbaki Hz.’nin kayınbiraderi olup hayatı boyunca el hüseyni ailesi ve ocağından bir zat olmuş ve bu ocakta vefat etmiş kocaman bir sofidir. Tüm hayatı boyunca hiç bir günaha bulaşmamış tertemiz bir ömür sürmüş hiç kimse hakkında kötü düşünmeyen müstesna insanlardan birisidir.

Hacı İdris ile arkadaşlığı sofilikteki yoldaşlığı ve muhabbetleri ise hepimize örnek teşkil etmiş bir seyyidimizdir. Onlara yakından şahitlik yapmış birisi olarakta hatıralarımda derin izleri olan güzel bir zattır HALO NUREDDİN sadece benim değil onu tanıyan tüm sofilerin hatıralarında derin bir gülümsemedir Halo Nureddin 🙂

Hacı abi ile beraberliğimizde bir çok defa karşılaşmalarına muhabbetlerine ve onun safiyetine şahitlik etmişim Halo Nureddin ne zaman bizi bir arada görse hemen bana seslenir “(pisike eşin. Yeşil kedi demekmiş oğlum sen bu hacı İdris’le nasıl arkadaşlık ediyorsun bu kandırıkçıdır, dolandırıcıdır, bu çok hile, pilecidir” der şakayla karışık beni uyarırdı. Bu arada (hacı abiyi ne zaman görse hemen gülmeye başlar muhabbetle ona takılırdı “sen yine neden gelmişsin bak kaçtır geliyorsun hala güzel sofi olmadın bu sâdatlar ne kadar büyük anla hala sana sabır ediyorlar kapıya kabul ediyorlar sen ne zaman olacaksın hacı İdris derdi sonrada sarılır uzun uzun hasret giderirlerdi) hacı İdris Haloyu çok sever devamlı Halo Nureddin’in hatırını tutar ve ona devamlı şakalar yapardı. (hacı İdris ve Halo Nureddin iki ayrı dünya siyah ve beyaz gibi yaz ve kış gibi uçtan uca insanlardı ama bu kapıda iç içe geçmiş ayrılamaz bir muhabbet ile bağlanmışlardı birbirlerine)

Gerçekten onları seyretmek insana ruhuna gönlüne şifa gibiydi onlara bakınca insanda sonsuzluk duygusu uyanır ahiret inancı kuvvetlenirdi. Çünkü onların arasındaki ancak Allah’tan olabilirdi.

Halo Nureddin beni böylece uyarır ve anlatmaya başlardı (tüm karşılaşmalarımızda bunu anlatırdı ve hiçbir zaman unutmadı atlamadı:)

“Bu hacı İdris hacda benim bavullarımı taşıyacaktı söz verdi ama beni kandırdı taşımadı” diye başlar anlatırdı hacı abide her defasında güler güler “yahu Halo senelerdir anlatıyorum hala inanmıyorsun gelebilseydim taşıyacaktım ama gelemedim ne yapayım” diyordu…. İlk karşılaşmamızdan sonra hacı abiye işin iç yüzünü sordum anlattı.

“Gavs Abdulhakim el hüseyni (k.s) zamanıydı o zaman şimdiki gibi ulaşım ve yol imkanı yoktu bir gece Kasrik’e gitmek için yola çıktım öyle bir yağmura yakalandım ki Soğuk ve yağmur iliklerime kadar işlemiş elbiselerim sırılsıklam ve üşümüş olarak dişlerim çenem birbirlerine çarpıyordu kasrik köyüne girdim doğruca yatakhaneye gittim maksadım tanıdık bir sofiyi bulup yatağından kaldırıp sıcak yatağına yatarak biraz ısınmaktı. Fakat herkese tek tek baktım tanıdık kimse yoktu en sonunda Halo Nureddin’i buldum ve çok sevindim hemen kaldırdım bana yardım et elbiselerimi kurut yatağını bana ver deyince oda uyku sersemi İdris sendemi hacca geliyorsun” dedi. (Gavs ve sofiler hacca gideceklerdi) bende evet dedim o zaman benim bavulları bu yolculukta (hacda )taşırsan sen güçlü kuvvetlisin yatağımı verir dediklerini yaparım dedi.

Hemen tamam Halo dedim sağ olsun yatağını verdi elbiselerimi kuruttu sayesinde hasta olmaktan kurtuldum sabahında Gavsımız ve kafile ile hac yolculuğu için yola çıktık sınıra kadar halo’nun bavullarını taşıdım sınıra varınca Gavs ve sofiler ile vedalaştık bavullarını halo’ya teslim ederken bana kızdı hani bavullarımı hacda taşıyacaktın bana söz vermiştin. Dedi… Halo benim pasaportum yok sınırı geçemiyorum yoksa başım gözüm üstüne tabii taşırdım dediysem de Halo o gün bugün ne zaman beni görse bana ve yanımdakilere böyle söyler dedi. İşin aslı böyledir diye anlattı hacı abi.”

“Devamında oğul Halo Nureddin’in dünyasında safiyetinde sofiliğinde böyle işler yoktur onun için söz sözdür eğrisi büğrüsü şakası yoktur. SÖZDÜR”

Hakikaten buna bende bizzat şahit oldum.

Bir gün hacı abi ile menzilde Halo Nureddin ile karşılaştık (hemen bana o bilindik  yukarıdaki hikayeyi anlattı 🙂 muhabbet ile hal hatırdan sonra bana döndü “(pisike eşin …yeşil kedi ) ben hacca gidiyorum biliyorsun seni seviyorum söyle bana oradan sana ne getireyim” 

“ Halo senin canın sağ olsun hayr ile git gel inşallah” dediysem de “yok yok sana bir şey getireyim” dedi bende.

“sana yük olmayacak ne olsa getir gönlün olsun deyince pek sevindi”  “ bak bak sana ne getireceğim ben oradan kendime devamlı zencefil getiriyorum sana da getireyim orada çok güzel oluyor ne dersin” dedi “senin elinden olsun ama ne olsa olur” dedim hoş sohbet ayrıldık.

Aradan bir yada 2 sene geçti ben unuttum gitti biz tekrar hacı abi ile beraber iken menzilde karşılaştık Halo Nureddin beni muhabbet ile sardı “sen neredesin oğlum bak bende emanetin var kaç zaman oldu hep sana baktım neyse şükür buluştuk” deyip yeleğinin cebinden büyükçe bir zencefil çıkardı al hediyeni dedi ben neye uğradığımı şaşırdım ve unutmanın utancını bu kadar zamandır kıymet tutulan hatırımı aynı anda yaşadım

“Halo neden zahmet ettin bunca zamandır” deyince….”olur mu oğlum

Söz sözdür…Ağızdan çıkınca zahmet ortadan kalkar.

“hiç zahmet olur mu ben severek yaptım sen üzülme” dedi.

Maşallah ona ve onun gibi yiğitlere …

Engin’den

3 Yorum

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.