SESLİ DİNLE

(Yazıda geçen Gavs hazretleri, şu an Adıyaman Kâhta Menzil köyünde ikamet buyuran Gavs’ı Sani Seyyid Abdulbaki hazretlerinin mübarek babalarıdır.)

Hacı İdris aslen Siirt’li olup, Gavs Seyyid Abdulhakim El Hüseyni hazretlerinin yakınında hizmetinde bulunmuş güzel bir sofiydi. 

Gavsımızın ilk halifesi Molla Ali çok âlim çok gayretli mert, cömert bir insandı fakat diğer vasıflarından daha baskın ve tanınan özelliği cellali bir insandı şeriatsızlığa tahammülü olmayan dini hassasiyetleri yüksek ve de keskin bir zattı.

Teslimiyeti ve sadakati tartışılmazdı bunun en bariz örneğini birçok arkadaşımız gibi bende yaşamışım.

Bir gün kasrik’te camide Gavs sohbet ediyor. Biz de 30-40 kişi kadar dinliyoruz aramızda Molla Ali’de var. Sohbetin çok muhabbetli bir yerinde Gavs’ın sözlerinin şeriata aykırı olduğunu düşünen M. Ali ayağa kalktı ve heybet ile “bu şeriata aykırıdır kurban bu olmaz” diye bağırmaya başladı. Gavs ona baktı tebessüm ile devam etti. Bu durum M. Ali’nin gayretini ve celalini daha da arttırdı camide yerinde duramıyordu oda yetmedi hızını alamayıp dışarı çıktı ve avazı çıktığı kadar bağırmaya devam etti.

ÇENABİ KURBAN ÇENABİ

Yani olmuyor kurban olmuyor… Bu olmaz şeriattır gayrettir dindir itikattır anlamında bağırıyor bir türlü havsalasına (zihnin anlama gücü) (Aklına) sığdıramıyor ilmi terazisi tartmıyor gönlü kabul etmiyordu sohbeti…

Bu arada cemaatin çoğu M. Ali’nin itiraz ettiği sohbete muhabbet ve cezbe ile “kurban ben kurban ben ben kurban olayım” diye avazı çıktığı kadar bağırıyorlardı. Teslimiyet ve sadakatlerini arz ediyorlardı.

Bir tek M. Ali itiraz halinde idi hem de ne itiraz.

Gavs bir müddet daha devam etti ve sohbeti bitince istirahate çekildi.

Molla Ali kendini dışarı atmakla kalmadı kasrik dağlarında sesi yankılanmaya başladı. Bu durum gece boyunca devam etti sesi dağın bir o başından bir bu başından yankılanıyordu ona yardıma da gidemiyorduk.

Gavs ona bir şey yapmayın iyi olacak merak etmeyin demişti.

Molla Ali Sabah ezan ile camiye geldi. Üstü başı yırtılmış her yeri çizik yara bere içinde (orada kısa dikenli bitkiler maki tabir edilen dikenli ağaç toplulukları vardı) o haline bakarsanız perişan bir haldeydi sanki o insanlıktan çıkmıştı fakat yüzüne baktığınızda onda sonsuz bir sükûnet hali vardı ona ayrı bir güzellik inmişti resmen

Mihrap ta oturan Gavsa yöneldi.

Büyük bir pişmanlık damlalar halinde yağan gözyaşları, derin bir huzur havsalası tamam, anlamış bir akıl, teslim edilmiş gönül ile özgürlüğe kavuşmuş özgürce olmuş bir ruh hali ve teslimiyeti ile

Gavs’ın önünde boynu düştü herkesin anlayacağı ve duyacağı şekilde,

BELİİ KURBAN BELİİ

Tamam, anlaşıldı kabul edildi kurban dedi.

Gavs onun abdestini bekledi. O camiye girince namaz başladı ve bu olaydan kısa bir müddet sonra Molla ALİ Gavs’ın ilk halifesi oldu.

NOT : Bu olayın olduğu sene tren ile Gavsımız ile hacca gittik bende trende yemeğini yapıyordum bir ara yemek yaptığım ispirtolu ocağın ispirtosu bitti…yan kompartımanlarda bizim arkadaşlarımız da vardı onlardan ocaklarını alayım da yemek yarım kalmasın durumu açıklayıp ocaklarını istedim “aaa bizde yapıyoruz bize kalmaz ispirto biter” deyip Gavsa ocaklarını vermediler. M.Ali’nin itiraz ettiği sohbette onlar,  camide en çok biz kurban biz hazırız diye bağıran arkadaşlardı. 🙂

Engin’den

2 Yorum

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.