Hacı abi ile birlikte menzildeydik dükkanların aralarında dolaşırken bir dükkandan Gavsımızın ilk halifesi Molla Hıdır çıktı karşılaştık hacı abi ve molla Hıdır selam ile birbirlerine hürmet ettiler ellerini öptüler hal hatırlarını sordular sonra hacı abi halife molla Hıdır’a (Arapça Kürtçe) bir şeyler söyledi. Hacı abiyi iyi kötü tanıyordum ve vücut dilinden anladığım kadarıyla molla Hıdır’a iyi şeyler söylemedi. Lakin molla Hıdır da hiç bir negatif reaksiyon olmadı yüzüne baktım hiç bir emare yoktu.

Hatırlaşıp ayrıldılar hacı abi ile baş başa kalınca “hacı abi bu zat ile ne konuştunuz ne dedin?” “Oğlum bu molla Hıdır’dır çok alim bir zattır ilmi ile meşhurdur ama meşrebi biraz serttir. Şimdi onu görünce ahvali çok güzel geldi gözüme çok mülayim latif geldi bana onu da yüzüne söyledim. Dedim ki molla Hıdır seni meşrebinin sertliğinden dolayı hiç sevmiyordum ama şimdi seni çok güzel gördüm gözüme çok hoş göründün her ne yapıyorsan yapmaya devam et dedim oda bir şey demedi gülümsedi belii dedi….(molla Hıdır’ın halife olduğunu daha çok kimse bilmiyordu ben de bir vesile ile bir kaç ay önce öğrenmiştim) anladım ki hacı abi de bilmiyor.

Hemen sordum “hacı abi bu molla Hıdır gavsın halifesidir sen neden öyle söyledin kurban” deyince “yok oğlum daha halife kalkmadı” dedi bende ısrar ederek “ben kesin eminim hacı abi yakinen biliyorum çünkü onun la bir hatıram oldu bizzat kendisinden öğrendim” bana inandı ama emin olmak için orada eski bir dükkana girdi ve dükkan sahibine aceleyle sordu dükkan sahibi de onayladı “evet hacı İdris Molla Hıdır halifedir deyince hacı abi hızla dükkandan çıktı biryandan da bana “koş koş Engin yetişelim baltayı taşa vurduk Gavsın halifesine söz söyledik hemen yetişelim helallik alalım yoksa bu sofilik bitmez” diyerek molla Hıdır’a yetiştik “Kurban kurban diyerek durdurdu” hacı abi kendisini Hacı İdris’i öyle can hıraş görünce molla Hıdır kurban hele yavaş ne oldu hacı İdris dedi Hacı abide “kurban sana ileri geri konuştuk hakkına girdim elini ver öpeceğim beni helal et bana helallik ver.” Molla Hıdır maşallah yine hiç sekmedi renk vermedi bilakis “estağfirullah söylediklerinden incinmedim ayrıca doğrudur” dedi “helallaşacak bir şey yoktur üzülme” dedi ama hacı abi “bak kurban lütfen ver elini öpeceğim elini vermez isen ayaklarına atlarım” deyince “tamam hacı İdris o zaman sofi usulü yapalım deyip birbirlerinin elini karşılıklı olarak öptüler.” Molla Hıdır hacı abiye büyük bir şefkat ve muhabbet ile davrandı kendisine böyle sözler söyleyene bu kadar halim ve şefkat ile davranmak başka bir alemin alameti olsa gerek…

O günden sonra Halife Molla Hıdır ve Hacı İdris çok yakın dost oldular (Molla Hıdır’ın güzel hasletlerinden biri adeti üzere 6 ayda bir dostlarını gezer, ziyaret eder hatırını alır dostluğunu tazelerdi bir ihtiyaçları var mı akdimizde sıkıntı var mı diye sorardı ve mutlaka Siirt’e de gider hacı abi ile de görüşürdü )

Hacı abi vefat ettiğinde menzilde defin işlemleri bitince molla Hıdır’ı yolcu ediyordum arabasına binerken bana baktı (söyle anlamında) bende kurban “hacı İdris ile siz iyi dosttunuz o bizim ortak dostumuzdu siz Gavs tan izinli olarak Hatmi tehlil okuyorsunuz hacı abiye de bir tane okuyun istiyorum” dedim olmaz okumam dedi. Çok şaşırdım çünkü o dünya ahiret cömert bir adamdı  hele dostlarına ahiret için yapmayacağı yoktu bu cevaba çok hayret ettim ve taaccüp ettim “neden kurban sen yabancılara bile okuyorsun hacı abiye neden bir hatmi tehlil okumuyorsun” dedim okumuyorum işte dedi ve arabasına bindi gitti arkasından şaşkınlıkla baka kaldım. O Mardin’e ben İstanbul’a döndüm. Geleli bir gün olmuştu ama ben hala molla Hıdır’ın tavrına bir anlam verememiş durumu hazmedememiştim neden okumuyor neden okumuyor diye içimde dönüyor duruyordum.

Telefon çaldı Molla Hıdır selam verir vermez “bak evlat öyle yapma kalbim rahatsız oluyor” dedi. Ne diyorsun? “davamda devam ediyorum kurban sen bir hatmi tahlil okuyana kadar da davamdayım” dedim. Selamünaleyküm dedi çaaat telefonu kapattı. Ertesi gün oldu tekrar aradı vazgeçtin mi vazgeç vazgeç dedi yok kurban vazgeçmedim çat telefonu tekrar kapattı. Allah Allah şaştım kaldım. Ertesi gün tekrar aradı. Ne diyorsun dedi vazgeçmem deyince “oğlum benim kalbimi rahatsız ediyor senin gönlün ibadetimin zikrimin önüne geliyor hususi kalp ile ibadet edemiyorum senin gönlünden” deyince İçim daha çok acıdı kurban hem okumuyorsun hem bir açıklama yapmıyorsun sadece vazgeç diyorsun vazgeçmem” ….bak salih evlat (Molla Hıdır bana kızdığı zaman öyle derdi 🙂

“Bak salih evlat bu hacı İdris ile benim aramda bir sırdır onu mu söyleyeyim dedi evet kurban söyle ben bu sırrı bilmiyorum bilmediğime göre de davranamam ayrıca da hacı İdris vefat etti benim isteğim de sana zor değildir” deyince “peki anlaşıldı sen vazgeçmeyeceksin o zaman açıklayayım onunla ben akit yapmıştık (sahabede yaparmış aralarında) hacı İdris ile birbirimize okuyacaktık kim arkada kalırsa gidene okuyacağız demiştik…(hatta hacı İdris şöyle söylemişti kurban sen mollasın halifesin ilmin de çoktur ben ise garip bir sofiyim Fatiha’mı annemden öğrendim o da kırıktır sen benden önce vefat edersen sana ancak bu kadar okurum halbuki sen çok dualar kuranlar zikirler biliyorsun bu adil olmaz sana haksızlık olur demiş molla Hıdır da ben o annenden öğrendiğin kırık Fatiha’ya razıyım sende bana razı mısın dedik ve akit yaptık) Sen diyorsun ki hacı İdris’e bir hatmi tehlil oku diyorsun ben taa o gün niyet ettim O benim dostumdu bir hatmi tehlil değil ben ölünceye kadar son nefesime kadar ona hatmi tehlil okuyacağım bir tane değil…” deyince molla Hıdır bir kere daha Sâdatların adamlarının ve sofilerinin ali cenaplığına yiğitliğine cömertliğine sözüm hükümsüz kaldı.

Sonra da bana babacan bir tavır ile tamam oldu mu şimdi dedi gülerek ??? “belii kurban hakkını helal et kusuruma kalma ben” bilmiyordum…ben bilmiyorum.

Selamünaleyküm dedi ve beni severek 🙂 kapattı telefonu….ELHAMDULİLLAH

Engin’den

23 Yorum

Yorum Yapın