(Yazıda geçen Gavs hazretleri, şu an Adıyaman Kahta Menzil köyünde ikamet buyuran Gavs’ı Sani Seyyid Abdulbaki hazretlerinin mübarek babalarıdır.)

SESLİ DİNLE 1. BÖLÜM

Hacı İdris aslen Siirt’li olup, Gavs Seyyid Abdulhakim El Hüseyni hazretlerinin yakınında hizmetinde bulunmuş güzel bir sofiydi. 

Dr. Ahmet ÇAĞIL ağabey ile Hacı İDRİS eski dost idiler ne zaman bir birlerini görseler Ahmet ağabey ona takılır ‘’İdris sen hiç ümmeti Muhammed’e acımıyor musun ? Biraz zayıfla kurban sen ölünce bu kocaman gövdeni nasıl taşıyacağız çok zor olur gel bize biraz merhamet et zayıfla‘’ derdi.

Hacı abi de ona “ümmeti Muhammedin ecri çok olsun diye böyle geziyorum öldükten sonrada arkamdan rahmet getirsinler diye yapıyorum yani senin düşündüğün gibi bende ümmeti Muhammedi düşünüyorum. Asıl sen biraz şişmanla da ümmeti Muhammed seni taşırken ecir kazansınlar bu halin ile kimseye bir zırnık ecir bırakmazsın tabutuna bakarlar içinde kimse var mı diye…” Ne zaman karşılaşırlar ise böyle birbirlerine latife iltifat eder ve hasretle sarılırlardı.

Onların birbirlerine olan bu muhabbetli hali… İnsanda onların dünyası ile bizim dünyamızın başka dünyalar olduğu hissini uyandırıyordu….

Dr. AHMET VE SÂDATLAR İLE ARASI

SESLİ DİNLE 2.BÖLÜM

Hacı İdris anlatıyor: Bir gün Yarbay Mehmet ile trende Diyarbakır’a gidiyorduk aramızda sohbet muhabbet ederken söz Dr. Ahmet’e ve onun Gavs’a sadakat ile hizmet edişine geldi aramızda ondan muhabbet ile bahsettik bu vesile ile yarbay Mehmet çok muhabbete geldi ayağa kalkarak İdris Şayet bu Dr. Ahmet ile sâdatlar arasında bir şey varsa biz ona gittiğimizde bize şöyle güzel bir çorba çıkarsın önümüze dedi biraz durdu bak bir de şöyle bir yemek şöyle bir kebap yapsın biz gittiğimizde bize bir şey demeden önümüze çıkarsın ve ikram etsin ne dersin dedi

“Bende kurban biliyorsun ben yemek yemeyi severim bu söylediklerinin hepsi benim işime geliyor pek güzel diyorum ne diyeyim karnımızda acıktı zaten dedim”

Sonra birden yarbay Mehmet tekrar ayağa fırladı “hacı İdris çok önemli bir şey unuttuk yahu biz Nakşibendi’yiz Şahı Nakşibend tatlıyı çok sever” deyip Diyarbakır istikametine dönerek “bu Dr. Ahmet ile sâdatlar arasında bir şey varsa bu yemeklerden sonra şahı nakşibend şerefine bize Diyarbakır sarması tatlısı çıkarsın” dedi cezbe ve muhabbet ile

Böyle sohbet ve muhabbet ile Diyarbakır’a geldik Dr. Ahmet’in evine doğru giderken yarbay bana dönerek “İdris trende muhabbet ile bir sürü sözler söyledik Dr. Ahmet’in geleceğimizden haberi de yok bakalım ne olacak” bende “kurban bu senin ve Dr. Ahmet’in sâdatlar ile aranızda bir şey varsa yaşadık güzel bir sofra da karnımızı doyuracağız yoksa acımızdan öldük kurban muhabbet ile öyle bir sofra kurdun ki ağzım sulandı bak şimdiden sana söylüyorum size inat  ben gidip bir kebapçıda karnımı doyuracağım” diyerek şakalaşarak Dr. Ahmet’in evine vardık

Kapıyı çaldık Dr. Ahmet her zamanki sükûnet hali ile bizi karşıladı ve buyur etti bizi oturttu su verdi ve karşımıza oturdu hal hatır ettik sofiler “siz yoldan geldiniz durun size sofra kurayım yemeklerde yeni oldu” dedi ve gitti biz Yarbay Mehmet ile tebessüm ederek birbirimize baktık.

Biraz sonra sofra geldi ve trende yarbay Mehmet yemekleri hangi sırayla söyledi ise  o sıra ile getirdi önümüze koydu ve bize ikram ederek haydi “Sâdat sofrasıdır Sâdat ikramıdır buyurun” dedi. Biz tebessüm ile birbirimize bakarak hiçbir şey demeden yemeklerimizi yedik doyduk sofradan çekilecektik ki

Dr. Ahmet “nereye gidiyorsunuz kurbanlar Şahı nakşibend sizden davacı olur daha tatlı geliyor Diyarbakır sarması geliyor” deyince yarbay Mehmet cezbe ile ayağa kalktı ve “Dr. Ahmet vallahi senin ile sâdatlar arasında çok şey var vallahi çok şey var” dedi ve ona sıkı sıkı sarıldı kısaca hikayeyi anlattık.

Dr. Ahmet tebessüm ile ya sofiler bu kadarcık iş için niye Sâdatları rahatsız ediyorsunuz bana bir telefon etseydiniz ben size yine yapardım siz gavsın sofilerisiniz başımın üstünde yeriniz var dedi….tebessüm ederek dur size çay getireyim dedi gülerek gitti.

Engin’den

51 Yorum

Yorum Yapın