(Yazıda geçen Gavs hazretleri, şu an Adıyaman Kahta Menzil köyünde ikamet buyuran Gavs’ı Sani Seyyid Abdulbaki hazretlerinin mübarek babalarıdır.)

Hacı İdris aslen Siirt’li olup, Gavs Seyyid Abdulhakim El Hüseyni hazretlerinin yakınında hizmetinde bulunmuş güzel bir sofiydi. 

Gavs bir gün çok rahatsızlandı Siirt’e hastaneye getirdik gizlice odaya yatırdık çünkü başhekim çok disiplinli çok sert birisiydi bütün Siirt ondan çekinirdik ama hepimiz bilirdik Dr. Mustafa kıymetli bir insandır yaptıkları da bizim sağlığımız içindir. Ondan çekindiğimiz için onun olmadığı bir saatte hastaneye yatırmıştık Gavs’ı.

Tabi olarak Gavs’ın odasında birkaç kişi odanın dışında 15-20 kişiydik işte tam o esnada Dr. Mustafa geldi ve manzarayı gördüğünde öyle bir gürledi ki bu nedir “burası kahvehane mi? Hastanemi? rahat bırakın hastayı siz de çabuk terkedin burayı” dedi bizi hastaneden dışarı attı “yapma etme bu Gavs tır büyük âlimdir bizim için çok kıymetlidir dediysek te iyi ya madem o kadar kıymetlidir rahat bırakın hastalığı neyse bakalım” deyip

Gavs da sitem etti bunları bu kadar alma buraya yoksa sizi hastane den çıkartırım dedi 2 refakatçi bıraktı hepimiz bahçede toplandık çaresiz orada kendimize yer yaptık (bu arada Dr. Mustafa ile tartışıyorduk biz itiraz ettikçe ortam çok gerildi Gavs hepimize dönerek Dr. Mustafa bizdendir bizimdir dedi. Söylediklerine kimse itiraz etmesin deyince Dr. Mustafa “ben sizden değilim sizin de değilim dedi…” Hepimiz çıktık) ama

Gavs’ın ona sarf ettiği sözlere ne biz sofiler nede Dr. Mustafa bir anlam verememiştik

Gavs çok rahatsızdı birkaç gün sonra elhamdülillah daha iyi oldu iyileşti artık yatağında oturabiliyordu Dr. sık sık muayene ediyor ve aynı sertlik ile devam ediyordu ben de refakatçiler içindeydim ve Dr. Mustafa’nın üslubuna Gavsa davranış biçimine saygısızlığına çok kızıyordum ama Gavs onun olmadığı zamanlarda da birkaç kez bize tembihledi ona bir şey demeyin 

“O bizdendir bizimdir.”

 Yine bir akşam üstü Dr.Mustafa bize söylendi araya Gavs girdi. Gavs’ın ona karşı şefkati ve sözleri dikkatini çekti ve sordu “siz neden böyle söylüyorsunuz ben sizi ilk defa görüyorum ve size dâhil değilim bilakis sizin gibi de düşünmüyorum” dediGavs ise bambaşka ahval ve şefkat ile annen nasıldır” dedi. “Annem çok yaşlıdır size ne” deyince “peki annene bu sözümü söyle devamında emaneti bize iade etme zamanı gelmiştir” diye söyle

Sana sözün ve işin aslını anlatsın bunu ancak

O anlar ve O anlatabilir ……..Büyük bir hışım ile gitti Dr. Mustafa

Çok merak içinde kaldım ama kimseye de bir şey diyemedim. Sabah koridorda gözüktüğünde  o sert doktordan eser kalmamış ona bir şey olmuştu  ciddiyet ile geldi hepimizi odadan çıkarttı ve Gavs ile Baş başa kaldı az sonra bir hıçkırık ve ağlama sesi gelince korku merak ve endişe ile içeri girdim Gavsa bir şey mi oldu diye baktım  Dr. Mustafa Gavs ın ayaklarına başını koymuş hıçkıra hıçkıra ağlıyor.

Dr. Mustafa  akşam eve gittiğinde annesine Gavs ile konuşmalarını aktarıyor annesi de evet demek ki zamanı geldi. Bu sır benim ile gidecek diye vicdan azabı çekiyordum ama saadatlar emanetine sahip çıktılar şükür..

Anne otur oğlum deyip başlıyor anlatmaya;

Dr. Mustafa’nın annesi evleniyor gel zaman git zaman çocuğu olmuyor herkes o zamanki yöresel anlayış ile kadından dolayı çocuk olmuyor diye düşünüyor kocası bir hayli yaşlı olmasına rağmen derdini kimseye anlatamıyor gitmediği Dr. hoca kalmıyor kimse derdine derman olamıyor en sonunda diyorlar ki Hazrete git (Muhammed Diyauddin k.s lakabı) çözerse senin işini o çözer gidiyor ama bir türlü görüşemiyor.

En sonunda hazretin kapısının önünde gizli bir köşeye siniyor hazret camiye yolunda yanından geçerken cübbesinden tutuyor mübarek bakıyor buyur evladım diyor derdini anlatınca “kocam yaşlıdır herkesin zannı banadır senden başka çarem yoktur” deyince tamam inşallah dua ederiz cübbemi bırak diyor ama Dr. Mustafa’nın annesi “olmaz Allaha yemin olsun bırakmam başka gidecek yerim yoktur size iman etmişim şimdi hemen bana bir söz vermezsen bırakmam” diye direniyor etraftan da ne dediyseler bırakmıyor ve;

Hazret ellerini açıp yarabbi senin kudretin haktır bu aileye ver bizden olsun (benim neslimden ver yarabbi diye dua ediyor) sonra dönüp git bu akşam kocan ile gerdeğe gir kızım inşallah Allah size bir erkek evlat verecek.”

“O Bizdendir Bizimdir adını da MUSTAFA koymuşum.”

Hakikaten söylenenleri yapan kadın zamanı geldiğinde (Muhammed diyauddin k.s) müjdesi Mustafa’yı kucağına alıyor ve bu olayı kimseye söylemiyor söyleyemiyor. Ta ki Gavs ortaya çıkartana kadar

(burayı da açıklamakta fayda var Hazretin vefatı 1924 tür Gavs ile arasında birbirlerinden irtibatsız 80 sene var yani Gavs’ın bunu zahiren (bilinen metotlar ile) bilme şansı yoktur

Dr. Mustafa Gavsa baktı… “Efendim şimdi ne yapmalıyım?” 

“Yaptıklarına devam et Mustafa Allah için ümmeti Muhammed’e hizmete devam et çünkü sen bizdensin bizden bir tanesin sana bu yakışır” dedi

Dr. Mustafa sonrasında ilk iş elhamdülillah hastanenin bir katına bizi yerleştirdi.

 İsteyen rahatlıkla Gavs’ı ziyaret etti edebildiler. Dr. Mustafa sayesinde çok insanın irşadına vesile oldu Gavs’ın o hastane günleri

 NOT : Dr. Mustafa çok güzel bir müntesip oldu devamında İstanbul’a gitti ve 1955-1960 senelerinde Balta limanı kemik ve ortopedi hastanesinin kuruluşunu yapmıştır (bu hastane bugün dahi bu branşta Türkiye de  ve yakın coğrafyada tek hastanedir öyle ki yabancı doktorlar gelip burada ihtisas eğitimi almaktadırlar ) Saadatların o zamanlar attığı temeller ve yetiştirdiği insanlar isimleri olmasa da hizmetleri ve ecirleri devam etmektedir ne güzel onlara ve …..inşallah bizlere

Engin’den

2 Yorum

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.