(Yazıda geçen Gavs hazretleri, şu an Adıyaman Kâhta Menzil köyünde ikamet buyuran Gavs-ı Sani Seyyid Abdulbaki hazretlerinin mübarek babalarıdır.)

Sesli Dinle

Hacı İdris aslen Siirt’li olup, Gavs Seyyid Abdulhakim El Hüseyni hazretlerinin yakınında hizmetinde bulunmuş güzel bir sofiydi. 

1960 – 1965 Seneleri arasıydı.

Gavs (Abdulhakim El Hüseyni k.s) değirmeni vardı. Bu eski değirmene Çok zor şartlarda sahip olmuştuk sâdatlar çok çile çekmişlerdi ve bizim için çok kıymetli idi doğal olarak değirmenin motoru da çok sık arıza yapıyordu

Yakın köylerden birinde bu motorun dilinden anlayan bir Kazım usta vardı (çok aksi sinirli bir insandı ne zaman tamire gelse Gavs’a bize bir sürü söylenirdi Gavs ona ses etmememizi tembih ederdi.) Kazım ustaya en çok kızanlardan birisi de bendim…

Değirmenimizin motoru eski olduğu için devamlı arıza yapıyordu yine bir gün arıza yaptı ve Kazım ustayı çağırdık usta motoru kontrol ettikten sonra “bu motor yatak (sarmış) bozulmuş burada olmaz Gaziantep’te sanayi de tamir ettirilmesi gerekiyor yeniden yatak yaptırılması gerekiyor” dedi…  Motoru söküp parçaladı ve gitti. Gavs hazretleri de banaİdris Bu motoru Gaziantep’e götür yaptır getirdedi.

“Beli kurban (tamam, kabul)” deyip motoru bir çuvala doldurup sırtladım kasrik’ten asfalta kadar yürüyerek yola çıktım. Uzun bir süre bekledim hiç bir araba gelmedi. Akşam namazı oldu su yoktu teyemmüm ettim ve namazı kıldım daha yeni selam vermiştim ki baktım yukarıdan bir kamyon geliyor el salladım durması için beni gördü fakat yavaşlamadı bile geçti gitti.

Ben öylece arkasından bakar iken Güümmm diye arka lastiklerden birisi patladı. Şoför zayıf ince birisiydi indi lastiğe baktı çok sinirlendi sökmeye çalıştı uğraştı ama gücü yetmedi lastiği sökemedi daha da sinirlendi bildiği bütün küfürleri ederek lastiği tekmeledi tekmeledi ve bijon anahtarını yere vurdu sonra da karşısına geçti oturdu kamyonun. Ben hem onu seyredip hem de namaz tembihatı mı tamamladım hatta rabıtamı da bitirdim sonra da motoru sırtıma vurdum ve yanına gittim. Yere attığı bijon anahtarını alıp lastiği söktüm yedek lastiği çıkartıp taktım patlak lastiği de kamyona koydum. Ben bütün bu işleri yaparken adam sadece seyrediyordu ne ben ona bir şey dedim ne de o bana bir şey dedi… İşim bitince kenara çekildim adam bana hiçbir şey demeden aletleri yerine koydu kamyona bindi ve gitti.

Havada iyiden iyiye kararmıştı kamyon biraz gitti gitti durdu.

Sonra geri geri gelip amca sen ne tarafa gidiyorsun dedi. Diyarbakır tarafına gideceğim dedim kafasıyla bin işareti yaptı motor parçaları olan çuvalımı kamyona koydum yola çıktık. Ne o bana bir şey söylüyor ne de ben ona bir şey söylüyordum hiç konuşmadık…

Dargın gibi.

Silvan’a gelince yemek molası verdi. Benim cebimde sadece 6 lira vardı lokantaya girdik. Ben bir tabak yemek söyledim çünkü bu para beni götürür ama getirmezdi. Çok azdı. Şoför bir şey demeden benim paramı da ödedi tekrar bindik hareket ettik.

“Sen Diyarbakır’ın neresine gideceksin” dedi.

“Ben aslında Gaziantep’e gideceğim” dedim. O da ben de Antep’e gidiyorum tamam dedi…

Çok yorulmuştum yemek te yiyince içim geçmiş uyumuşum Gaziantep’e girmek üzere iken kendisi beni uyandırdı “Antep’in neresine gideceksin amca” “sanayiye” dedim. “Amca sanayi bu saatte açık değildir sabahın körüdür.”

Başka bir adres yoktu gidebileceğim sadece Gavsımızın bir müridi vardı tanıdığım Mustafa halıcı Mustafa başka bir bilgi de yoktur!!!

O aklıma geldi ve “bir arkadaşım var onun yanına gideceğim Mustafa” dedim…. “Başka” dedi…. “Halıcıdır o kadar dedim….” düşündü düşündü. “Onu bana tarif eder misin amca…”  “Halı işi yapar ama soyadını adresini bilmiyorum” dedim. “Tamam” dedi…Başka konuşmadık…. Antep’in içine girdik bir sokakta durdu. “Halıcı Mustafa’nın evi burasıdır”  dedi ben şaşkın şaşkın bakarken o indi kapıyı çaldı;

 “bir misafirin var Hacı Mustafa” dedi.

Halıcı Mustafa kapıda belirdi beni görünce büyük bir sevinç ve muhabbetle bana sarıldı. Ben kamyoncuya

“sen burayı nereden biliyorsun deyince O benim komşumdur” dedi. 

Halıcı Mustafa “İdris sen hoş geldin sefa geldin hayırdır seni hangi rüzgâr attı Gaziantep’e” Ben de durumu anlattım o hemen bana yemek hazırlattı. “Sen hele bir yemek ye gerisine bakarız” dedi yemeği yedikten sonra bana bir oda gösterdi.

“Sen burada dinlen ama bu odadan çıkma” dedi ve gitti.

Ben güzelce yattım uyudum daha sonra kalktım bir müddet sonra halıcı Mustafa geldi

İdris sanayiye gittim motor yataklarını yaptırdım hazırdır kurban” dedi. Ücretini sordum bana kaşlarını çattı sadece baktı ve “ben çay koyayım sohbet ederiz şimdi gece oldu araba bulamayız” dedi ve mutfağa gitti. Gece uzun uzun sohbet ettikten sonra yattık Sabah kalkıp namazı kıldık. Mustafa bir süre daha ortada gözükmedi geri geldiğinde;

İdris eğer gitmek istiyorsan yeğenim kamyoncu o tarafa gidiyor seni de bıraksın… Yorgunsan da kal biraz daha.” “Olmaz kurban yola çıkmam lazım değirmen bekliyor” dedim

Halıcı Mustafa yeğenine sıkı sıkı tembih etti “o bizim özel misafirimizdir ona iyi bakasın haaa. İlk önce İdris’i gideceği yere bırak sonra oradan devam edersin” dedi halıcı Mustafa’nın yeğeni beni köye kadar bıraktı. ( bana çok iyi baktı bütün yol boyu sohbet yaptık yemekler çaylar ısmarladı devamlı canın bir şey istiyor mu İdris amca diyerek hatırımı tuttu) doğruca değirmene gittim motoru yerine takip çalıştırdım.

O esnada Gavs hazretleri geldi…İdris gidip geldin mi?” “Beli kurban geldim motor da tamamdır. Elhamdülillah” dedim sonra mübarek bana döndü  “İdris biz sana sormadık senin paran var mı yok mu diye… Sende bir şey demedin…  Hele sen ne yaptın söyle bakalım” “Gavs’a kurban olayım buradan çıkarken 6 liram vardı gittim geldim motoru yaptırdım yedim içtim yattım buraya geri geldim kurbanım şimdi ben de yine 6 lira var sâdatlar bana hiç para harcatmadılar.”

Mübarek baktı “Şahı Haznenin himmeti çoktur”

(Gavs k.s her kıymeti edeben. Şeyhi Ahmed El Haznevi’ye atfederdi) Gavsımız Allah hayrını, hizmetini kabul etsin dedi tebessüm ederek yürüdü.

NOT. :Yakın köylerden birinde bu motorun dilinden anlayan bir Kazım usta vardı (çok aksi sinirli bir insandı ne zaman tamire gelse Gavs’a ve bize bir sürü söylenirdi Gavs ona iltifat ve ikramlarda bulunur gönlünü hoş tutmaya çalışırdı ona ses etmememizi kötü bir şey söylememizi tembih ederdi. Kazım ustaya en çok kızanlardan birisi de bendim… Bu tamirat sonrası… (kazım usta sökerken ayrı motoru takarken ayrı söylenmişti )

 Gavs :  Kazım usta devamlı seni buralara yoruyoruz. Gel seninle bir anlaşma yapalım sana bir çırak verelim sen onu yetiştir ve bir daha seni yormayalım bizden kurtul ne dersin deyince o da hemen ver olur dedi. Gavs bana dönerek İdris bu işe en uygun sensin sen ustaya çıraklık yap bu işi öğren haydi dedi ve gitti. O gün birkaç defa motoru söktük taktık derken öğrendik şükür…

Engin’den

19 Yorum

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.